TARIM TOHUMCULUK ÇEVRE HK.BASINDA ÇIKAN HABERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TARIM TOHUMCULUK ÇEVRE HK.BASINDA ÇIKAN HABERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2013 Pazar

'Toprak analizi' kaliteyi artırdı

'Toprak analizi' kaliteyi artırdı

31/03/2013 10:50
Seracılık ve narenciye üretiminden yılda yaklaşık 40 milyon TL gelir elde eden Alanyalı üreticiler, toprak, yaprak ve sulama suyu analizleri ile ürün kalitesini de artırdı.
ALANYA - Antalya 'nın Alanya İlçesi'nde 26 bin 152 hektar alanda örtü altı ve açık arazi koşullarında sebze ve meyve üretimi yapan yaklaşık 15 bin çiftçi, gelirlerini artırmak amacıyla kaliteli ürün yetiştirmeye yöneldi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü ile Ziraat Odası'nın teşvik etmesiyle yılda ortalama 500 çiftçi, toprak, yaprak ve sulama suyu analizi yaptırarak, bilinçli üretime geçti. Üretim alanlarından alınan numunelerin, 'Toprak, Yaprak ve Sulama Suyu Analiz Laboratuarı'nda çıkan sonuçları, çiftçilere elden, faks, e-posta veya posta yoluyla bildiriliyor. Gerektiğinde numune alımı için çiftçilere üretim alanında teknik destek de veriliyor. Toprak analizi yaptıran çiftçilere dekar başına 2.5 TL destek ödemesi yapılıyor.

EKONOMİK KAYIP ÖNLENİYOR
Alanya Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Mehmet Rüzgar, 2001 yılında açılan 'Toprak, Yaprak ve Sulama Suyu Analiz Laboratuvarı'nda bugüne kadar yaklaşık 6 bin 500 çiftçinin analizinin yapıldığını söyledi. Laboratuvarda uzman 2 ziraat mühendisi, 1 ziraat teknisyeni ve 1 yardımcı personelle üreticiye hizmet verildiğini belirten Rüzgar, şöyle dedi:

"Üretim alanından, 5-6 değişik noktadan yaklaşık 30 santimetre kazmak suretiyle yaklaşık 1 kilo toprak alınarak laboratuara getiriliyor. Toprak analizinde bitkiler için gerekli olan besin elementlerinin değerleri tespit ediliyor. Toprak analizini tamamlayıcı özellikteki yaprak analizini de yapıyoruz. Ancak toprak analizinin önemi çok fazla. Elementlerin eksikliği veya fazlalığı bitkilerde değişik sorunlar yaratıyor. Bu da ekonomik kayıplara neden oluyor."

Sonuçları genellikle elden teslim ederek yetiştirilecek ürün, sulama sistemi ve gübre konusunda tavsiyelerde bulunduklarını anlatan Rüzgar, analizler sonucu alınan önlemlerle çiftçilerin ekonomik kaybının da önlendiğine dikkati çekti.

TOPRAK ANALİZİ KAZANCI ARTIRIYOR
Bilinçli çiftçilerin son yıllarda düzenli olarak toprak analizi yaptırmaya başladığını dile getiren Alanya Ziraat Odası Başkanı Turgut Musluoğlu ise "Analiz sonuçlarına göre alınan önlemler üretim giderlerini azaltıyor. Verim miktarı, mahsulün kalitesi ve tonajı artıyor. Ancak ilçe genelinde yaklaşık 15 bin çiftçi olduğunu düşünürsek, bilinçli üretim yapan çiftçi sayısının yine de yetersiz olduğunu söyleyebiliriz" diye konuştu.

Alanya ve Gazipaşa'da yılda 70- 80 bin ton arasında muz üretimi yapıldığına işaret eden Alanya Muz Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Güney de tarım alanlarındaki daralmaların, örtü altı üretimle dengelendiğini savunarak, ürün kalitesinin de analizler sayesinde artırıldığını kaydetti.

DHA - Teoman ERİŞ

 http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1127445&CategoryID=80

23 Şubat 2011 Çarşamba

Sağlığımız için yerli tohum seferberliği


21/02/2011 - 19:50:14
Sağlığımız için yerli tohum seferberliği

Ne olduğu belirsiz ithal tohuma mahkum edildiğimiz bu kötü günlerde yüzümüzü güldürenler de var
Akdeniz Üniversitesi bilimadamlarının, Anadolu’yu köy köy dolaşarak topladıkları yerli tohumlarla, üniversite yerleşkesindeki 17 dekar alanda ürettikleri tamamen yerli ürünler, yakında sofralardaki yerini alacak. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe Türkiye’de tarım sektöründe ithal tohumların daha çok kullanıldığını ve ülkenin ithal tohuma büyük miktarlarda para ödemek zorunda kaldığını kaydetti. Antalya’nın Türk tarımında önemli bir yeri bulunduğuna değinen Kurtcephe, bu amaçla üniversite olarak, yerli tohum üretiminde çalışmaya karar verdiklerini anlattı.

Sağlık garantili
Tohumculuk Araştırma Merkezi ve Antalya Teknokenti bilimadamlarının Türk insanına sağlıklı ürünler sunabilmek için çalıştığını belirten Prof. Dr. Kurtcephe, “Kıymetli bilimadamlarımız sayesinde ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaracak, insanlarımıza sağlıklı olduğundan emin olduğumuz ürünler sunacak çalışmalar bunlar” dedi. Kurtcephe, bu amaçla Akdeniz Üniversitesi Yerleşkesinde bir üretim tesisi kurduklarını, tamamen yerli sermayeyle oluşturulan bu tesiste yerli tohum üretmeye başladıklarını bildirdi. Burada üretilen ürünlerin tamamının yerli olduğuna değinen Kurtcephe, şöyle konuştu: “Buradaki ürünler dışarıdan gelen tohumun eseri değil. Anadolu’da asırlardır yaşayan, kaybolma riski olan ürünleri ihya ediyoruz” dedi.
Kendimize yeteceğiz
Teknokent bünyesinde tarım çalışmaları yürüten Türkiye’nin ilk üniversitesi olan Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Samancı, “Türkiye’nin bütün sınır kapıları kapansa, kendi tohumumuzu üretebilecek kapasiteye sahibiz. Şu anda üniversite içindeki seralarımızda deneme üretimine başladık. Bir, iki yıl içinde halka satışa da başlayacağız” dedi.

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=46358

Bal arılarını kendi elimizle öldürüyoruz


Bal arılarını kendi elimizle öldürüyoruz

Türkiye’nin ayçiçeği üretiminin yaklaşık üçte birini sağlayan Tekirdağ’da, ayçiçeği tohumlarında kullanılan “imidacloprid” maddesine ruhsat vermeyen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı gerekli denetimi yapmadığı için, polenlerin büyük bölümünü ayçiçeklerinden sağlayan bal arıları ölmeye başladı. Tarım İl Müdürlüğü Bitki Koruma Şube Müdürü Hanefi Türkaslan, bu maddenin daha çok mısır tohumlarında kullanıldığını belirterek, “Aynı zamanda, toprak altı ilaçlamada kullanılan bir ilaç ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından ruhsat verilmeyen bir madde. Tekirdağ’da, yaptığımız araştırmalarda 7 tohum firmasından 2’sinde arı ölümlerine yol açtığını sandığımız ”imidacloprid“ maddesine rastlandı” dedi.

Fransa bu ilacı yasakladı
Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Devrim Oskay ise özellikle ayçiçeği ve kanola da “imidacloprid” denen maddenin kullanıldığını belirterek, “Daha önce bu kimyasalı kullanan Fransa, bal arısı kolonilerine olumsuz etkisinden ve arı kayıplarına sebep olduğu için ilacı yasakladı” diye konuştu. Oskay, bal arılarının bitkisel üretime olan katkısının arı ürünlerine göre 10 kat daha fazla olduğuna dikkat çekerek, “Bal arıları olmazsa, bitkisel üretim çöker. Arı ölümleri, ileri ki yıllarda yiyecek üretiminin yüksek oranda düşmesine neden olabilir” diye konuştu.

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=46411

18 Mart 2010 Perşembe

GDO yasası meclisten geçti

AKŞAM SAGLIK 18 MART 2010, PERŞEMBE
GDO yasası meclisten geçti

Genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar olarak bilinen GDO yasası TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.Kabul edilen maddelere göre, tasarı; bilimsel ve teknolojik gelişmeler çerçevesinde, modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri engellemeyi, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanmasını amaçlıyor.
Genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerle ilgili araştırma, geliştirme, işleme, piyasaya sürme, izleme, kullanma, ithalat, ihracat, nakil, taşıma, saklama, paketleme, etiketleme, depolama ve benzeri faaliyetlere dair hükümleri kapsayan tasarı; veteriner tıbbi ürünlerle Sağlık Bakanlığınca ruhsat veya izin verilen beşeri tıbbi ürünler ve kozmetik ürünleri kapsam dışında bırakıyor.
İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı gözönünde bulundurularak GDO veya ürünlerinin, ithalatı, ihracatı, deneysel amaçlı serbest bırakılması, piyasaya sürülmesiyle genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların kapalı alanda kullanımına, bilimsel esaslara göre yapılacak risk değerlendirmesine göre karar verilecek. Risk değerlendirme sonuçlarına göre, risk oluşturmayacağı belirlenen başvurular için verilen kararın geçerlilik süresi 10 yıl olacak.
Her bir GDO ve ürününün ilk ithalatı için gen sahibi veya ithalatçı, yurt içinde geliştirilen GDO ve ürünü için ise gerçek ve tüzel kişiler tarafından Tarım ve Köyişleri Bakanlığına başvuru yapılacak. Başvurularda, başvurunun içeriğine ilişkin bilgiler ile GDO ve ürününün ne amaçla kullanılacağı yazılacak.
GDO ve ürünlerinin; insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliği tehdit etmesi, üreticinin, tüketicinin tercih hakkının ortadan kaldırılması, çevrenin ekolojik dengesinin ve ekosistemin bozulmasına neden olması, GDO ve ürünlerinin çevreye yayılma riski olması durumlarında başvurular reddedilecek.
TRANSİT GEÇİŞLER DE İZNE TABİ TUTULACAK
Deneysel amaçlı serbest bırakma veya piyasaya sürme amacıyla ilk defa ithal edilecek GDO ve ürünleri için ithalattan önce, yurt içinde geliştirilenler için ise piyasaya sürülmeden önce Bakanlığa ayrı ayrı başvuru yapılacak.
GDO ve ürünlerinin transit geçişinde her bir geçiş için Bakanlıktan izin alınması zorunlu olacak. Transit geçişler, Bakanlık tarafından verilen yazılı izinde belirtilen koşullara ve Gümrük Kanununa uygun olarak gerçekleştirilecek.Araştırma yapmaya yetkili kuruluşlar tarafından bilimsel araştırma amacıyla ithal edilecek GDO ve ürünleri için Bakanlıktan izin alınacak.
GDO ve ürünleri ile ilgili yapılan başvurular hakkında, risk ve sosyo-ekonomik değerlendirmeye ilişkin bilimsel raporlar, kurul tarafından, biyogüvenlik bilgi değişim mekanizması vasıtasıyla kamuoyuna açıklanacak. Kurul, nihai değerlendirme raporu ile olumlu kararını toplantı tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde bakanlığa sunmak zorunda olacak.
Başvuru sahibi, geçerlilik süresi dolmadan en az 1 yıl önce Bakanlığa müracaat ederek uzatma talep edebilecek. Bu talep kurul tarafından değerlendirilecek ve sonucu başvuru sahibine bildirilmek üzere Bakanlığa gönderilecek. Sonucun 1 yıllık süre içerisinde başvuru sahibine bildirilmemesi durumunda, izin süresi, karar verilinceye kadar uzayacak.
GDO VE ÜRÜNLERİ, BEBEK MAMALARINDA KULLANILMAYACAK
GDO ve ürünlerinin; onay almadan piyasaya sürülmesi, Biyogüvenlik Kurulu kararlarına aykırı olarak kullanılması veya kullandırılması, genetiği değiştirilmiş bitki ve hayvanların üretimi, GDO ve ürünlerinin kurul tarafından piyasaya sürme kapsamında belirlenen amaç ve alan dışında kullanımı, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasak olacak.
GDO ve ürünlerinin piyasaya sürülmesinden sonra, kararda verilen koşullara uyulup uyulmadığı, insan, hayvan, bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitlilik üzerinde herhangi bir beklenmeyen etkisinin olup olmadığını, bakanlık kontrol edecek ve denetleyecek.
Kararda belirtilen koşulların ihlali veya GDO ve ürünleriyle ilgili olarak herhangi bir riskin ortaya çıkabileceği yönünde yeni bilimsel bilgilerin ortaya çıkması durumunda karar, Kurul tarafından iptal edilebilecek. Kararı iptal edilen GDO ve ürünleri toplatılacak. İnsan, hayvan, bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğe olumsuz etkisi olduğu tespit edilenler derhal imha edilecek; herhangi bir olumsuz etkisi tespit edilmeyenlerin ise mülkiyeti kamuya geçirilecek.
İzlenebilirliğin sağlanması amacıyla, GDO ve ürünlerinin ülkeye girişi ve dolaşımında, Bakanlığa beyanda bulunulması, gerekli kayıtların tutulması, kararın bir örneğinin bulundurulması ve etiketleme kurallarına uyulması zorunlu olacak. Her bir GDO ve ürününe ayırt edici kimlik verilerek kayıt altına alınacak. Kayıt altına alınan GDO ve ürünlerine ilişkin belgelerin 20 yıl süreyle saklanması zorunlu olacak.
Herhangi bir ürünün, Bakanlık tarafından belirlenen eşik değerin üzerinde GDO ve ürünlerini içermesi halinde; etikette GDO içerdiği açıkça belirtilecek.
Tasarının görüşmeleri 2. bölüm üzerinde sürüyor.